.................................................................................................................
   
 
  AĞITLAR

 Alkızı

 

Rıza küçük uyumuyor dizimde

Döke döke yaş kalmadı gözümde

Benim Osman’ıma öldü diyemem

Daha ahuzarı Yörük kızında.

(Maviş Özcan) 

 

  Anadolu insanının İslam öncesi ve sonrasına ait çok sayıda kültürel öğeleri vardır. Bunların başında destanlar, şiirler, türküler, şarkılar, ağıtlar, bilmeceler, tekerlemeler, hikâye ve masallar yer alır. Yanık yürekliler sızılarını terennüm için çeşitli ifade yolları bulmuşlardır.

Tabiat olaylarının, malları ve canlarına yaptığı tesirleri, hayal güçleriyle bir sebebe dayandırmayı beceren halkımız, halay, ortaoyunu gibi sahnelemeler yanında, düşünce ikliminin esintilerini ezgileriyle süslemenin ustasıdırlar.

Önce Yozgat’a, sonra Avanos'a bağlı, Çiçekdağ’ı İlçemizin Çopraşık Köyü’nden Hafız, eşi Ayşe’nin doğum yaptıktan sonra ölümü üzerine çaresizliğini, ağıtlara yüklemiştir. Zamanla,aynı yer sakinlerinden İsmail Özcan ile rahmetli Güllü Büyük’ten derlediklerimi aktarıyorum: 

Döşeğinde Albasarak (Alkızı; inanışa göre loğusalara musallat cin türüdür) rahmete eren loğusanın ardından geride kalan kocası harman savururken kendi kendine aşağıdaki ağıdı yakar.

 

Al diyom da bebesini almıyo

Alkızları nazlı yâri salmıyo

Gadasın aldığım oturan eller

Kavim gardaş kapımızı çalmıyo

 

Harmanım ortada serili kaldı

Yorganım yüklükte dürülü kaldı

Nen ederim körpe kuzu avunmaz

Ellerim beşikte yorulu kaldı

 

Dermansız kollarım böğrüme gider 

Ağrılar başımdan bağrıma gider

Varsın murat alsın Çopraşık köyü

Bana ettikleri ağrıma gider

 

Nolayım da hele deyin nolayım

Derdi gamı kirmenlere dolayım

Tomurcuk gülümü mihrican vurdu

Yağmur olup mezarını sulayım 

 

Bilemedim bu Hafız’ın suçu ne

Pençe değdi ciğerinin içine

Akşamüstü gelin ettim nazlımı

Yangın düştü beş vakidin üçüne

 

Derleyen:Yusuf ÖZCAN 

01.02.2018

 



 

Asiye’nin ağıdı

 

Gel Asiye saçlarını öreyim

Mehmet ister mah yüzünü göreyim

Sen ağlama kurbanların olayım

Örenin bekçisi bacın ağlasın

 

Veranede benim gönlüm verane

Baykuş konsun Çopraşığın örene

Söyleyin bibime kurşun döktürsün

Göz mü değdi bahçemdeki cerene

 

Boncuk taktım örüğünün dördüne

Diyemedim bacım senin derdin ne

Konuya komşuya karadır yüzüm

Dönüp bakmam Şıh Ahmet’in yurduna

 

Bahar gelir yazı yaban süslenir

Mor koyunlar kuzusuna seslenir

Dolanma kız Kör Kuyunun başında,

Şavkın düşer beliklerin ıslanır

 

(Yeğeni Asiye’nin ağıdını, anam Elmas Özcan’dan derledim. Serpilip büyüyen sürmeli cerene, gören bir daha dönermiş. Ne yazık ki akıbeti kötü olmuş. Ansızın kaybolan güzel kızı günlerce arayıp sormalarına karşın bulamamışlar. Neticede evlerinin arkasındaki Körkuyuya bakanlardan birisi cesedini suyun yüzünde görmüş. Aile büyüklerinden kadınları elbiselerini ters giyip ağıdına oturmuş, erkekler ise saçlarını kazıtıp yas tutmuşlar:Evlenecek gençlerinin bayrakları kaldırılmış anacak çalgısız toy yapılmış onca zaman. Hazin sonun nasıl gerçekleştiği halen bir bilen çıkmadı diyen anam, gözyaşları arasında ağıdı aktardı.

 

Derleyen: Yusuf Özcan
14.04.2018



 Çopraşıklı Afşar Duman’ın anasına ağıdı

 

Seyisimin tıngırdağın almışlar

Yat yanına diye azar çalmışlar

Bilmem Araplı’da bilmem Horla’da

Anamın ölüsün çölde bulmuşlar

 

Varıp bakam Çamalağın özüne

Sinekler üşüşmüş kara gözüne

Kurbanlar oluyum güzel anama

Gücenmiş mi elkızının sözüne

 

Doldurmuş testiyi içerim diye

Yürümüş keseden geçerim diye

Kınaman anamı oturan eller

Dememiş hasretten naçarım diye

 

Ateş düşüp ekinleri yakıla

Tarlanın ortası gelmez akıla

Kurbanlar oluyum hatın anama

Ellerine al kınalar yakıla

 

Çiçekdağı ilçem de Çopraşık Köyüm

Bir öksüz Afaşar’ım Emirler soyum

Kuşlar gibi döne döne ararım

Bulsun İzevir’de suyunu koyum

 

Derleyen: Yusuf Özcan

Derlenen kişiler: Çiçekdağı Çopraşık köyünden, Salman kızları Elmas Özcan ve Hatice Sezen.Eyüp oğlu İsmail Özcan



Hikayesi Afşar  ve İzevir (Azîz Duman)  Dumanın anası Horladandır .Köyünü özler ziyaret için hazırlanır, fakat gelinler eşeğini elinden alırlar. O da kahreder küçük bir testi su alarak ağustosun sıcağında yaya yola düşer. zaten yaşlıdır dayanamaz aynı zamanda yolunu şaşırır ekinlerin arasına düşer ölür.Cenazesini sineklerin üşüşmesinden bulurlar.Oğlu Rahmetli Afşar Duman yakar. Ben de anam hatice teyzem ve babamdan derledim

Alkızı

 

Rıza küçük uyumuyor dizimde/Döke döke yaş kalmadı gözümde/Benim Osman’ıma öldü diyemem/Daha ahuzarı Yörük kızında.(Maviş Ecem) 

  Anadolu insanının İslam öncesi ve sonrasına ait çok sayıda kültürel öğeleri vardır. Bunların başında destanlar, şiirler, türküler, şarkılar, ağıtlar, bilmeceler, tekerlemeler, hikâye ve masallar yer alır. Yanık yürekliler sızılarını terennüm için çeşitli ifade yolları bulmuşlardır.

Tabiat olaylarının, malları ve canlarına yaptığı tesirleri, hayal güçleriyle bir sebebe dayandırmayı beceren halkımız, halay, ortaoyunu gibi sahnelemeler yanında, düşünce ikliminin esintilerini ezgileriyle süslemenin ustasıdırlar.

Önce Yozgat’a, sonra Avanos'a bağlı, Çiçekdağ’ı İlçemizin Çopraşık Köyü’nden Hafız, eşi Ayşe’nin doğum yaptıktan sonra ölümü üzerine çaresizliğini, ağıtlara yüklemiştir. Zamanla,aynı yer sakinlerinden İsmail Özcan ile rahmetli Güllü Büyük’ten derlediklerimi aktarıyorum: 

Döşeğinde Albasarak (Alkızı; inanışa göre loğusalara musallat cin türüdür) rahmete eren loğusanın ardından geride kalan kocası harman savururken kendi kendine aşağıdaki ağıdı yakar.

 

Al diyom da bebesini almıyo

Alkızları nazlı yâri salmıyo

Gadasın aldığım oturan eller

Kavim gardaş kapımızı çalmıyo

 

Harmanım ortada serili kaldı

Yorganım yüklükte dürülü kaldı

Nen ederim körpe kuzu avunmaz

Ellerim beşikte yorulu kaldı

 

Dermansız kollarım böğrüme gider 

Ağrılar başımdan bağrıma gider

Varsın murat alsın Çopraşık köyü

Bana ettikleri ağrıma gider

 

Nolayım da hele deyin nolayım

Derdi gamı kirmenlere dolayım

Tomurcuk gülümü mihrican vurdu

Yağmur olup mezarını sulayım 

 

Bilemedim bu Hafız’ın suçu ne

Pençe değdi ciğerinin içine

Akşamüstü gelin ettim nazlımı

Yangın düştü beş vakidin üçüne

 

Yusuf ÖZCAN



Ana(dolu

     Bizler Türk Milleti olarak, yediden yetmişine dek gelenek ve göreneklerimize yürekten bağlıyız. Günlük hayatımızda hiç farkında olmadan, “örf /adet” dediğimiz, toplumun kendiliğinden oluşturup ve işlettiği bu kanunlara uyar ve uygularız.

 Toplu kentleşmenin her ne kadar etkilemeye çalıştığı bazı törelerimiz yok olmaya yüz tutsa da, küçük yerleşim birimlerinde özellikle Anadolu’da halen bu geleneklerden çoğu yaşamaktadır.Bugünkü yazımda ocakların sönmemesi, sülale tütününün tütmesi için yaşanan bir fedakarlık hikayesini aktarmak istiyorum.

 ANADOLU/ ANA-DOLU; Bu necip millet yakın tarihine kadar ne analar çıkarmıştır bağrından. Karafatmalar, Nene Hatunlar, Hüsne Gelinler…

 Hüsne Gelin uzun boylu, beyaz tenli, sürmeli gözleri, sümbül gibi saçlarıyla akılları baştan alan bir güzelliktedir. Şefaatli’nin Kepez’inden, el tutan Çopraşık Köyü'nde yaşayan delikanlıların hemen hemen hepsi, neredeyse bu cerene sevdalıdır. Gelin görün ki ürkek ceylan gönlünü bir yiğide kaptırmıştır. Bu delikanlı bir ocağın tek umudu olan Ömer Çavuş’un oğlu Şah İsmail’dir. Tez zamanda dillere destan bir düğünle muratlarına ererler. Güzel gelin ne yazık ki evimin direği dediği sevdalısının, evlenmeye engel teşkil eden bir hastalığın pençesinde cebelleştiğini, ancak baharının altıncı ayında öğrenir. Neylesin “Allah’ın yazgısı, talihim” der razı olur.

 Şah İsmail’in beklenen akıbeti gerçekleşince, yeşeren umutlarının yerine kara bulutlar çöker. Hüsne’nin sadakati ocağın ateşini yakmak üzere mücadele azmini daha da güçlendirmiştir. Gelinlikle girilen yerden kefenle çıkılacağını iyi bilir, çünkü öyle bir kültürle yetişmiştir. Bu tütün tütecektir diyerek henüz diriliğini kaybetmeyen kaynatasını evlendirmeye karar verir, nihayetinde başarır. Kaynatasının evliliğinden nurtopu gibi bir oğlan çocuğu dünyaya gelir. Hüsne’nin duaları kabul olmuştur. Ellerine doğan bu yavruyu kendi evladı gibi korur, büyütür. Askerlik dönüşü köyünden güzel bir kızla evlendirir. Hüsne ev reisi olarak ilk torununu da bağrına basar. Doksan yaşlarında ölmeden önce “Ocaktan maksat devlete nefer yetiştirmektir” dediği halen söylenegelmiştir.

 

Gelsin

 

Dağılmaz üstümden bu kara duman

Aklımı başımdan alanım gelsin

Doktora tabibe götürmen aman

İçime pençesin salanım gelsin   

 

Köklenmiş çıbana merhem kâr etmez

Seven mecnun olur elden ar etmez

Bu sırrı bilenler intizar etmez        

Yıllardır saklanan yalanım gelsin

 

Bölünmüş uykuda düşler görüp de

Bile bile bir çıkmaza girip de

Kuşkulu sözlere kulak verip de

Dolu bardaklara dolanım gelsin

 

Sevda cephesinde atıldık öne

Ölsek de geriye dönmedik gene

Sam vurup da bağımızı bu sene

Tomurcuk gül iken solanım gelsin

 

Tanesiz ekinler diker başağı

Yağmursuz bağlamaz bulut kuşağı

Kendi dağlarından itip aşağı

Alıp taştan taşa çalanım gelsin

 

Boşuna da deli gönül boşuna

Yüz sürersin hanesinin taşına

Orta yerde koyup kendi başına

Gidip bir hoyratın olanım gelsin 

 

Ağzındadır kırlangıcın sıvası

Onun için güzel olur yuvası

Huzuru mahşerde gönül davası

Bu garip Özcan’a kalanım gelsin

 

Yusuf ÖZCAN

 

Yiğit Ali...

Yerköy'e haber duyuldu
Dediler Ali vuruldu (oy)
Kahpe sırtındanmı vurdu
Vay  yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy


Kaderinde buda varmış
Kahpe düşman pusu kurmuş  (oy)
Ardından  kurşunlar yağmış
Vay  yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy

Görenler anlattı duydum
Kurşun yedin geri döndün  (oy)
Düşmana doğru yürüdün
Vay yiğit Ali
Sen cİvan Ali
Oy güzel Ali oy

Yiğitlik neylesin buna
Yağlı kurşun değmiş cana  (oy)
Kader benzermi babaya
Vay yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy

Düşman bileğin bükemez
Yiğidi kimse çekemez  (oy)
Ardından fitne tükenmez
Vay yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy

Biri anan biri yarin
Ardın sıra ölenlerin  (oy)
Boynu bükük bak Mine'nin
Vay yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy

İmam geldi yıkamaya
Başladı kanın akmaya  (oy)
Şehit dedi bu Vallaha
Vay yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy

Yakışırmı gence ölüm
Glüyordu gördüm yüzün  (oy)
Sanki Firdevs’e yürüdün
Vay yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy

Musallaya geldi başın
Perişan bacın gardaşın  (oy)
Kayıbı var çopraşığın
Vay yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy

Aslan gittin, Aslan kaldı
Kalan ardından ağladı  (oy)
Vallahi sana doymadı
Vay yiğit Ali
Sen civan Ali
Oy güzel Ali oy


Aslan Çakmak
22.09.2016

AĞITLAR
Kars`ta Ermeniler tarafından öldürülen asker Nasır için yakılan a
ğıt.(Çopraşık köyü)
Nasırım Nasırım yadigar çavu
ş
Ermeni geliyor
şu yanna savuş
Anam oğlu istihamcı kendin şaşırır
Alaman kızları yara bi
şirir
Yaz gününde sinek konar yarana

Askerde iken ölen İsmet için annesinin yakmış olduğu ağıt.(Çopraşık köyü)

Yüsamış hastanen pecesi
Yudumu ola
İstanbulun hocası
Onikinci ayın onbe
ş gecesi
Sürmeli İsmet teslim etmiş canını

Çopraşığın suyu bulanık akar
Gecikti mektubun gelinin çıkar
Üç tene bacın yoluna bakar
Felek gurbet ilde koman ölümü

Kayısı dikili kapısı kitli
Emmimin o
ğlu canımdan tatlı
Memmette ismete kar
şı gidecek
Terkisi o
ğlanlı altı arabalı

Köyde ermiş olduğu söylenen Arap hocanın askerde ölen oğlu için kızı Meryem tarafından söylenen ağıt.

Engurun ovası var düzü var.
Kucakta Mulla'nın kırklı kızı var
Tohlu toplayacak tüccar karde
şim
Bir atınan bir habede gözü var.

Engurun ırakta Topahlı yakın
Babamın u
şağı nazerden sahın
Öldü demeye allahtan korkun
Yeni geldi onüç günlük ka
ğıdı
Topahlıya imam dursun saat
i



Sayın:Yusuf Özcan tarafından derlenmiştir.


 

 

Beyaz Acı Çopraşık Sarıkamış ağıdı
“Avşar’da yiğit kalmadı/redif gitti sürü ile/sabahaca yatılmıyor/Gelinlerin zarı ile/
yüzbaşılar binbaşılar/tabur taburu karşılar/bir kar yağar ince ince/yatan şehitler ışılar.”

Annemin dört dayısı da bembeyaz örtülere sarılarak kar çiçekleriymişçesine Sarıkamış’ta şehit düşmüşler. Son zamanlarda düzenlenmeye başlanan anma törenlerine katılmak nasip oldu. Aslında anlatılmaz bu, gidip görmek, yaşamak gerekir. Yozgat-Avanos ve daha sonra Çiçekdağı nüfusuna kayıtlı Çopraşık Köyü’nden Şıh Ahmet oğlu Ayşe’den olma Nasır, Halil ve Hüseyin’in Sarıkamış’ta şahadeti üzerine bacıları Döndü-Güferiy-Zeynep ve Senem büyük acılar çekmişlerdir. Şehitlerden Nasır Çavuş bir aylık evli, Halil nişanlı, Hüseyin ise bekârdır. Ağıt, dört bacıdan birisi olan Senemce yakılmıştır. Senem kızı Gülü Büyük ve Elmas Özcan’dan derlenen ağıt aşağıdaki şekildedir. Gülü Büyük 2003 yılında vefat etmiş, Elmas ÖZCAN ise halen Yozgat’ın Şefaatli İlçesinde yaşamaktadır.

“Nasır’ım Nasır’m yadigâr çavuş
Ermeni geliyo çalıyı savuş
Gâvurun kurşunu göyneği yırtar
Sakla kendini de kıtana kavuş.

Nasır’ım Nasır’ım illa Nasır’ım
Ermeni içinde olsam esirin
İki elim çolak olsun gardaşım/
O da el içinde derim kusurum.

Sarıkamış kışı pek yaman çeker
Üşümüş Hüseyin boynunu büker
Nasır ile Halil ağam gelmezse
Sönmüş ocağımı eloğlu yakar

Halil’in gelini gitti yetme mi
Bu da ölürse ocağımız batma mı
Gız sahibi güdücüdür gardaşlar
Yârin gızını da ele satma mı

Üç gardaşı kar altına serdik oy
Künyasını yıldızlara sorduk oy
Nasır Çavuş, Halil Ağam gelirse
Hüseyin’e düğün günü verdik oy

Öleydi de yolunuza bacınız
Çıkmıyo ki içerimden acınız
Üç ağamı gurban ettik vatana
Saçı kesik nasıl alsın öcünüz

Gitti gelmez dört bacının gardaşı
Alayda Nasır’ım çekermiş başı
Halil’in yâri de ellere kaldı
Hüseyin başına kim diker taşı”
Şehitlerin ölüm haberi geldiğinde Çopraşık Köyü’nün Büyük Çeşmesinde bulgurluk yıkayan bacıları Zeynep‘in irticalen söylemiş olduğu ağıttan ancak aşağıdaki kıtası Senem kızı Elmas ÖZCAN tarafından hatırlanabilmiştir.
“Farisin de deli gönül farisin
Bulgurluk yıkadım üstüm kurusun
Benim gardaşıma öldü diyenin
Dilerim Mevla’dan soyu kurusun.”

Yine Çopraşık Köyü’nden Sarıkamış Soğanlıda şehit kalan Osman’ın beşikte Yaşa adlı bir oğlu kalmış ve eşi Eliy gelini akrabalarından Hüseyin Çavuş almıştır. Osman için yakılan ağıttan Elmas ÖZCAN tarafından hatırlanan kısmı aşağıdadır.



ÇOPRAŞIKLI OSMAN
(Osman’ın Sarıkamış Ağıdı)

Eliy gelin yediyemez Yaşa’yı
Yaşa küçük dolduramaz köşeyi
Görüyon mu koca Enver Paşa’yı
Ufacık uşağı hücuma salmış

Çopraşık neresi Soğanlı nere
Allah insaf versin Paşa Enver’e
Urba potin dağıtmamış askere
Vermeden fişeği hücuma salmış

Ekber Dağı boyun eğmiş beyaza
Osman zayıf dayanamaz ayaza
Enver Paşa kulak asmaz niyaza
Dikine aşağı hücuma salmış

Enver Paşa okutmuş ya ezanı
Hesap etmez teraziyi mizanı
Yok mu idi akıl ile izanı
Sarmadan kuşağı hücuma salmış

Son söz: Ağıtları yakan ve derleyenlerin hiçbirisi okuryazar değildir.
Yusuf Özcan


      Aşağıdaki ağıtı 23.04.2011 tarihinde Kayseri de Misafir olarak bulunan Çopraşık Köyünden Mahmut ÇAKMAK’ın (Rahmetli) hanımı okur yazar olmayan Ayşe Çakmak’dan dinledim. Ben ağıdı dinlediğim şekilde size aktarıyorum. Bu ağıt yıllar önce söylendiğinden ve yazılı bir kayıt olmadığından eksik olabilir.
Ağıtın öyküsü şöyle; 1950 yılında çopraşık köyünden Memet Çavuş (Boğa Mehmet) olarak bilinen Mehmet Çakmak Çopraşık köyü ile Gülistan Köyü arasında bulunan Kuzkun olarak bilinen mevkide at arabasıyla çopraşık köyüne dönerken kim tarafından atıldığı bilinmeyen bir mavzer kurşunuyla hayatını kaybetmiştir. Sonra şahsın cenazesi at arabasına yüklenerek Çopraşık köyüne getirilmiştir. Bu esnada Köyde olan Mehmet Çavuşun hanımı Mihriban ÇAKMAK (Rahmetli)kocasının at arabasına yüklü al kanlı cenazesini görünce aşağıdaki ağıtı yaktığı ve bu ağıtın yıllarca söylendiği bilinir.
 
Ben çavuşun garısıyım garısı
Bana dağsın o kurşunun yarısı
Yayılanda goca köyün sürüsü
Nen vardı içinde bibimin oğlu
 
Asker uşağına harbe gidiyor
Askerin içinde talim ediyor
Ben kurban olayım bibimin oğlu
Askerin içinde koçluk gidiyor
 
Ağır olur mavzerin fişeği
Hep kırılsın emmisi dayısı uşağı
Diyolar çavuşumun gelini evde
Oda çavuşumun yumuş uşağı.
 
Atların haşarı götüremiyor
Üç aylık kuzum var yatıramıyor
Dört dene bacım var diye övünürdün çavuş
Birini yanımda yatıramıyom.
 
 
Ben Çavuşun geliniyim gelini
Gene kırdım arabamın salını
Büyükden küçükden kara olsun yüzüm
Ben süremem bu dulluğun yolunu


                          Derleyen:Yusuf Aras
                           aras.66@hotmail.com
 
 
 
 



 

 

 

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Yusuf Özcan ( yusuf66_ozcanhotmail.com ), 04.02.2018, 20:50 (UTC):
Emeğe geçen tüm canlara teşekkür ediyorum.Selam ve hürmetler.

Yorumu gönderen: sehriban tuğrul( sehribantugrul1954g.mail.com ), 13.01.2015, 18:12 (UTC):
Slm. Ben de size haci memet durañ emmimin kendi el yazısıyla kendi icinyazdıgı bir destani size ben yazacağim.evime vardigimda (nazilli deyim)sizesunarim insl.

Yorumu gönderen: ertuğrul yılmaz( tugrulagahotmail.com ), 09.01.2013, 18:32 (UTC):
yukarıda yazdıgınız agıtın icinde gecen dört dene bacım var diye övünürdün cavus mısrasındaki 4 bacıdan 2 tanesi benim babaannem asiye ve anneanem sosiy dir. babamdan duydugum kadarıyla boga mehmet vuruldukdan sonra yıllarca acılarından 4 bacıda elbiselerini ters giymisler ve oyle gezmişler.

Yorumu gönderen: Hayrullah BEKTAŞ( hayrullahbektasmsn.com ), 17.11.2012, 08:24 (UTC):
Yusuf Özcan'a bu hizmetinden dolayı teşekkür ederim

Yorumu gönderen: yılmazuçar( ), 18.12.2011, 16:30 (UTC):
selam yusf abi çanakkalede şehit olan ismetide anlatırmısın saygılar



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

coprasik-koyu@hotmail.com
 
ÇOPRAŞIK // ÇİÇEKDAĞI // KIRŞEHİR
 
Reklam
 
HABERLER
 
GAZETELER
 
center>
mansetler

 
Bugün 1 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=